Romantizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2024 Pazartesi

Die Kaiserin (2022-?)

Orijinal Adı:  Die Kaiserin / The Empress / İmparatoriçe

Yapım Yılı: 2022-?

Yayın Kanalı: İnternet Tabanlı Paralı Platform

Bölüm Sayısı:  2 Sezon / Devam Edecek

Ülke: Almanya

16 yaşındaki Bavyera Düşesi, Elisabeth ("Sisi") von Wittelsbach, itaatkar ve uyumlu kızkardeşi Helene''nin aksine asi ruhlu bir kızdır. Annesinin ayarladığı tüm asil soydan koca adaylarını görmezden gelip biçilen evlilik ve eş rolüne direnirken "kendi hayatının sahibi" olma hayalleri kurar. Sabahın erken saati bir diğer tanışmadan kaçıp kendini kırsala atar ama şansız bir hamle atının yaralanmasına neden olunca babasını gece eğlencesi sonrası uyduğu kadınların koynundan çıkarıp yardım ister. Hayvan için seçenek yoktur. O sabah yaptığı seçim gözyaşları eşliğinde ona veda etmesine neden olmuşken üstüne bir de evde kendisini bekleyen annesinin öfkesinden kaçış yoktur. Kadının histeriye varan öfkesine direnir. Neyseki Helene ("Nene") ortamı yatıştırır. Elisabeth ablasının durumundan habersizdir. Genç kadın kendisini bekleyen parlak gelecek için heyecanlıdır. Çünkü Avusturya'nın sonraki İmparatoriçesi yani Kayzerin'i olmaya adaydır.

Aynı gün genç imparator Franz Joseph Viyana'da her ne kadar aşırı bir karar olduğunu düşünse de monarşinin korku gölgesi altında sağlam kalacağına inanan annesi Arşıdüşes Sophie'nin baskısına karşı çıkamaz ve devrimci bir grubun idamına onay vermek ve asılma işlemini izlemek zorunda kalır. Dahası kendisine sorulmadan verilen bir diğer kararla belirlenmiş eşi kabul etmesi istenmektedir. Yoksunluğunu ve yorgunluğunu metresi Kontes Louise'in kollarında dindirir. Bavyera Düşesi Ludovika ve kızları tanışma ve nişan için Viyana'ya doğru yola çıkarlar. Ağırlanacakları saraya ulaşırlar. Yaşanan bir sandık karmaşası onları yas kıyafetlerine mahrum bıraktığı sabah, önceki gece neşeyle gülüştüğü Helen ve annesi öfkeli ve sinir bozucu iki yabancı dönüşmüşken Elisabeth daha sade bir elbise ile yaralı bir kuşu azad etmek içi saraydan çıkar. Yürüyüşü onu bir çeşmeye götürdüğünde atını sulamak için mola vermiş görünen Franz Joseph'la karşılaşırlar. Birbirlerinin kimliğinin farkında olup konuşurlar. 

Ardından konuk evinde beklenen takdim ve tanışma gerçekleşir. Franz'ın kardeşi (Sisi'nin annesinin tasviri üzerine köpeklerden kalan artıklardan biri ve potansiyel koca adayı) Maximilian da katılımcılardan biridir. Özellikle yanında getirdiği Barones Francesca'ya tavırları Sisi için gıcık ve rahatsız edici olunca aklından geçeni söylemekten kaçınmaz. Cümleleri salonda soğuk duş etkisi yaratır. Ancak farklılığı tıpkı Franz gibi Maximilan için de cezbedicidir. Arşıdüşes Sophie mekanın sıcaklığını vurgular ve bahçede dolaşmayı teklif eder. Elbette oğlu ve gelin adayının beraber zaman geçirmesi için ortam yaratmak istemiştir. Elisabeth gruplar halinde ilerlerken yalnızdır ama gözü Helene ve Franz'dadır. Yanındaki kadını bırakıp kendisiyle sohbeti daha cazip bulan Maximilan'ın ne beklediğini farkındadır. Gezi bitimi Helene kardeşinin Franz'la karşılaştığını öğrenmiş ve durumdan nedense fazlasıyla rahatsız olup öfkelenmiş gibidir.

Doğum günü için yapılacak kutlama öncesi sabaha karşı Franz uşağını gönderip Elisabeth'i çağırtır. Geceliğiyle gelen (?) kıza şampanya ikram eder. Kıza duygularını ve isteğini açıklarken muhtemelen annesinin kolay idare edilebilir gelin adayı beklentisini ve her şeyi kontrol etme arzusunun boğucu döngüsünü kırabileceğini düşünmektedir. Elisabeth kızlardeşinin geleceğine engel olmak istmez ama adama karşı hislerinin filizlendiğinin de farkındadır. Tutkulu öpücüğüne karşılık verirken Franz zaten aradığı cevabı da almıştır... Doğum günü kutlamasında Elisabeth'le evlenmek istediğini açıklar. Böylece Elisabeth sevgi yoksunu annesine ve Helene'in iyi niyetten uzak düşmanca tavırlarına inat yeni bir geleceğe doğru adım atar... Ancak ne saray hayatı görüldüğü gibi toz pembedir ne de aşk masum...


 NOTLAR.

- Elisabeth rolünde Türk asıllı oyuncu  Devrim Lingnau yer almış. Hatta iki oyuncu daha var.

- Elisabeth "Sisi" hitabını hiç sevmiyor görünüyor. O dönem sanırım Middle Name-Göbek Adı yaygındı.

- İsyankar ruhlu diye Düşes Ludovika'nın kızına bu derece düşmanca ve değersiz bir pislik gibi davranması tuhaf geldi. Sanki öz evladı değil! Çocuklar arası ayrımcılık da ayrı konu.

- Tarihsel bağlamda Düşes Elisabeth Von Wittelsbach / Kayzerin Elisabeth devrinin en güzel kadınlarından biri olarak gösterilirmiş. Evliliği peri masalı gibi başlasa da monarşi kıskacında bir çok kadın gibi ihanet ve yalnızlıkla sınanmış. 1898'de bir suikast sonucu hayatını kaybetmiş. İnternette birçok fotoğrafı ve portresi mevcut. NOT: (Fotoğraf dedim evet yanlış görmediniz. Birçok insan ilk fotoğrafın 1827'de çekildiğini bilmez. Türkiye'de ise 1839'dur. 19.yy'ın 2. yarısıyla yaygınlaşır ama pahalı ve gereksinimden çok zevk için tercih edilen birşey olunca kraliyet aileleri ya da soylular bu nimetten daha yararlanmış.)

Kaiserin Elisabeth (Yağlıboya Portre)

- Bu yapım haricinde yapılan birçok uyarlamadan biri ve muhtemelen en bilineni Sissi filmidir. 1955'te Ernst Marischka'nın yönettiği ve başrolünde Romy Schneider ve Karlheinz Böhm'ün yer aldığı üç filmlik serinin ilkidir. Devam filmleri sırasıyla The Young Empress ve Fateful Years of an Empress'tir.



 

 

2 Ekim 2021 Cumartesi

The Vampire Diaries (2009-2017)

L. J. Smith.'in aynı isimli kitap serisinden uyarlanan Vampir Günlükleri (The Vampire Diaries) romantik vampir hikayelerinden birini sunuyor gözükse de oldukça karanlık sayılabilecek öğlerle 8 sezon devam eden bir yapım. Gizemli olduğu kadar karanlık geçmişlere sahip Stefan Salvatore (Paul Wesley) Mystic Fall kasabasına döner. Elena Gilbert (Nina Dobrev) sadece eskiye ait bir gölge değil ezeli rakibi ve düşmanı sayabileceği kardeşi Damon'a (Ian Somerhalder) karşı verdiği mücadelenin de kaynağıdır. Onların gelişi bir yandan kasabanın gizemli geçmişini gün yüzüne çıkarırken diğer yandan sadece Elena'nın tehlikeli görsel ikizi Katherine'le kana susamış vampirler değil cadılar ve kurtadamlar da ortaya çıkacak ve Elena ile hiçbir şeyden habersiz insanların sakin hayatları parçalanacaktır. 

Hikaye beni fazlasıyla içine çekerek uzun soluklu bir takip sürecine götürmüş olsa da özellikle dizideki Ghossip Girl tarzı vıcıklaşan ilişki ağından hoşlanmadım ve zamanla soğudum diyebilirim. Smallville'de Lana Leng karakterinde hissettiğim o tiksinti hisi Elena karakeri için de geçerli oldu. Sezonları beklemek de bunun bir diğer nedeni sanırım. Hatta son sezonu izlemedim. Ne zaman niyet etsem madem başından başlayım da unuttuğum ayrıntı kalmasın dedim ama her defasında yarım kaldı. Ancak siz eğer ki özellikle Teenage grupta yer alıyorsanız kesinlikle seversiniz :)

Notlar:

* Dizi yayınlandığı dönem oldukça sevildi hatta bazı karakterleriyle The Origins adıyla bir yan serisi de yapıldı.

* 2018'de yayınlanmaya başlayıp 2022'de 4. sezonuyla biten Legacies dizisi bu serinin bir diğer Spinn-Off'udur. Mystic Fall kasabasında yaşayan genç vampirler, cadılar ve kurt adamların Alaric Saltzman tarafından okul haline getirilen Salvatore Malikanesi'nde farklılıklarını tanıyıp kabullenme ve normal bireyler gibi yaşama fırsatı sunmaktadır. Hikayede Original'den  Klaus ve Hayley'in 17 yaşındaki kızı Hope Mikaelson ve Alaric Saltzman'ın ikizleri Lizzie ile Josie Saltzman da vardır.

* Dizi ile birlikte Nina Dobrev ve Ian Somerhalder'in  uzun soluklu bir birliktelikleri olduysa da ayrıldılar.


Extant (2014)

 

Astronot Molly Watts'ın (Halle Berry) bir dizi tedaviye rağmen çocuk sahibi olamamıştır ve kendisi gibi bir bilim insanı olan kocasının geliştirdiği Ethan adı verilen prototip ilk insansı robotun ailesi olmuşlardır. Molly uzayda geçen bir yılın ardından dünyaya döner ve kısa süre sonra hiç beklemediği bir gerçeği öğrenir.  Bununla birlikte dünya dışındayken yaşadığı tuhaflığa ait tüm kayıtları yok ettiği gibi başına gelenlerin bununla olan bağlantısını da çözmeye çalışırken tüm insanlığı etkileyecek bir olaylar zincirini de başlatmış olur. Ne yaptığı yolculuk ne de geldikten sonra yaşadıkları basit bir tesadüften ibaret değildir

CBS'nin iki sezonluk bilim kurgu dizisi sıkmayan hikayesiyle uzun işlere yanaşmayanlar için ideal bir seyirlik olabilir.  Hollywood'un tanınmış yüzlerinden Halle Berry Gothika ve Ghost Ship filmlerindeki oyuculuğunun ardından uzun süredir yer aldığı işlerde vasat performanslar sergiliyordu. Diziyi sırf bu yüzden izleme listeme eklemeyecektim. Ancak konu ilgi çekici gelince şans vermek iyi olur gibi geldi. Muhteşem şeyler beklemeden izlerseniz kesinlikle iyi vakit geçirebilirsiniz.

7 Eylül 2021 Salı

The Tudors (2007-2010) (UK)

İngiltere ve Kanada ortak yapımı The Tudors, İngiltere'de 1 Nisan 2007 ve 10 Haziran 2010 tarihleri arasında yayınlanan bir tarihî türde bir dizidir. Ülkemizde Cnbc e kanalında yayınlanmıştır. İngiltere Kralı VIII. Henry'nin hayatını, iktidarını, tutukulu aşkı Anne Boleyn, uğruna terk ettiği Kraliçe Catherine dahil altı evliliğini, Anne için boşanmasına izin vermeyen İngiltere Kilisesine ve katolik inancına karşı giriştiği savaşı ve her türlü entrika ve karanlık işlerin gölgesindeki çalkantılı sarayını anlatır. Dizi +18 ögeleri ağır basan bir türde çekilmiş. Bu nedenle kesinlikle bir aile dizisi değil. Katolik kilisenin Protestanlığa açtığı savaşı ve Protestanlara heretik muamelesi yaparak uyguladığı işkenceleri izlerken ülkenin kanlı tarihine de göz atmamızı sağlıyor.

Notlar:

* 2008 tarihli Other Boleyn Girl adlı Eric Bana Nathalie Portman ve Scarlett Johansson üçlüsünün rol aldığı sinema filmi de mevcuttur

* Kostüm ve mücevher tasarımlarıyla göz dolduran dizi Muhteşem Yüzyıl'ın yapım fikrini başlatmış olabilir. En azından ben direkt Tudors gibi bir tarzı var demiştim izlediğim dönem.

* Pandemi devam ederken yaşadığım süreç dizide salgınların baş gösterdiği ve nüfusun yarısını öldürdüğü bir bölümü hatırlattı. Kral Henry dolabındaki Türk doktor Razi'nin yaptığı ilacı içerken ölüm korkusunu en had safhada iliklerine kadar hisseder. Tıbbın nimetleri böylesine ilerlemişken o devirlerde yaşamadığıma şükretmiştim.

 

 

 

 

 

 


30 Ocak 2020 Perşembe

Downton Abbey (2010-1015) (UK)

 
Teknolojinin her anlamda çevremizi kuşattığı ve onsuz yaşayamaz hale getirdiği çağımızda bu tarz projeler yapıldığında, bir zamanlar onlarsız da yaşanabilen hayatlar varmış diyebiliyoruz. İnsanlar için bir araya gelmek bir ayrıcalık ve yaşamları için en önemli aktivitelerden biriydi. Eğer erkek gönlünü vereceğini düşündüğü bir hatunla karşılaşmışsa ve onu beğenmişse belli ritüller çerçevesinde ciddiyetini belli eder ve sonu genelde evlilikle biterdi. İlişkiler sağlam temeller üzerine kurulır aile kavramına değer verilir, büyükler saygı görürken bu sürecin önemli bir kısmında danışman ve akıl hocası konumunda el üzerinde tutulurdu. 
 
Şimdi herkes her konuda uzman kesilip önerilere kulak tıkamayı meziyet sayıyor. Büyüğüne ya da karşısındakine saygısı yok ama sözde hayvansever vs oluvermiş. İşte bu tipler bana tamamen yapmacık geliyor. Herşeyi yozlaşmış seviyede yaşıyoruz. Ebeveynler çocuk büyütmekten bir haber. Sorsan çok iyi anne baba tabii. Ama yetiştirdiğinde hayır yok. Çünkü aslında kendisi ebeveyn olma niteliğine sahip değil.Toplumda nasıl davranılır, kişilerarası ilişkide karşıdakine saygı göstermek gerekir gibi daha birçok olgudan bir haber. Ama dedim ya sorsan ondan iyi anne baba yok. Çocuğu da herkesinkinden daha mükemmel. İnsan eğitim hayatında olunca öyle aile modelleri görüyor ki orada büyüyen çocuğa üzülüyorsunuz. Ama elden birşey gelmiyor. Belki eski dönemleri anlatan yapımları insani niteliklerimizi yitirdiğimizi gördüğüm için seviyorumdur.

Gelelim dizimize. Downton Abbay Julian Fellowes'un kurgusunu oluşurup senaryosunu kaleme aldığı ve BBC'nin yüksek izlenme oranları sağladığı oldukça başarılı bir period drama. Bu nedenle 2019'da bir sinema filmi de yapıldı. Oyuncular haklı olarak her fırsatta projede yer almaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Zaten kral ve kraliçelerin ülkesinde bu tip yapımların ilgi görmemesi bence kaçınılmaz. Nedendir anlamam ama İngilizlerin hatırı sayılır bir kısmı monarşiyi seviyor ve destekliyor. Dünüyorum da o monarşik yapıyı halen koruyan biz olsaydık 7/24 yerden dış ülkelerce yere vurulurduk o ayrı mesele. (Lütfen yanlış anlaşılmasın. O yönde düşüncem yok kesinlikle. İnançların siyasette ne kadar kullanılmaya müsait olduğunun gayet net görüldüğü şu dönemde "Cumhuriyet" mensubu bir kadın olmaktan gayet mutlu ve gururluyum)
 





Downton Abbey The Movie

Downton Abbey New Era (2022)

 
 
 

19 Ocak 2019 Cumartesi

Moonlight (Mavi Ay)


1983’de bizde de yayınlanıp sevilen Remington Steele dizisinin ilk bölümlerini yazan Mavi Ay’ın yaratıcısı senarist Glenn Gordon Caron Remington Steele’den ayrılınca ABC kanalı yazardan kadın-erkek dedektif ikilisi etrafında dönen yeni bir dizi yazmasını ister. Ancak başlangıçta Caron pek de istekli değildi,. Başrol oyuncu Cybill Shepherd eski bir modeldi. Senaryonun yazılmış 60 sayfasını okuyan Cybill, dizinin yıldızı olarak en başından projeye katıldı. Erkek oyuncu arayışı için 3000 kişi ile görüşüldü ve  adı duyulmamış Bruce Willis isimli aktöre verildi.

Hikaye bir zamanlar parlak bir hayat yaşayan ve Mavi Ay isimli bir şampuanın marka yüzü olarak tanınmış eski model Madelyne Hayes uyandığında muhasebecisinin kazandığı parayı çalıp kaçtığını öğrenir. Elinde kalan ve sürekli zarar eden birkaç yatırımdır. Avukatının tavsiyesi ile çalışanları işten çıkartıp ofisi kapatmak üzere "Melekler Şehri Dedektiflik Bürosu"na gelir. Topesto’ya ofisin sorumlusu ile görüşmek istediğini bildiren Maddie, odasında basketbol oynayan, gelecekteki ortağı David Addison ile tanışır.  Acemi dedektif olarak daha ilk günden bir davanın içinde bulur. Artık büronun adı Mavi Dedektiflik Bürosu'dur.


Özellikle Bruce Willis'in kendinden emin ve biraz ukala tavırları diziye ayrı bir ren katar, Cybill Shepherd'ın buğulu gözlerle arzı endam ettiği sahnelere bayılırdım. Oyuncu çok güzel gelirdi. Oyuncuya sesi ile hayat veren Alev Sezer'i 1997'de vefat etmişti. Ondan sonra onu seslendiren hiçbir sesi ona yakıştıramadım.

Tuhaf sekreter Topesto'nun telefona cevap verirken söylediklerini eklemesem olmazdı.
"Mavi Ay Dedektiflik Bürosu

Ne yapar eder çözeriz sorunu

Sizi aldatıyorsa buluruz

Nerede olsa sevgilisiyle basarız

Üzerine tarih atarız

Kayıplarınız bizim uzmanlık alanımız"

Eh Al Jerreau’nun seslendirdiği Moonligting dizinin o güzel şarkısını da anmadan bitirmek olmaz. İyiki internet var. Aksi halde onları bulup da dinleme imkanından da yoksun kalırdık.

Metnin içeriği alıntıdır.

Remington Steele (1982-1987)


Pierce Brosnan'nı üne kavuşruran Staphanie Zimbalist'le başrolünü paylaştığı 1980'de yayınlanan NBC dizisi Remington Steel (Detektiflik Bürosu), polisiye-dedektiflik türünde bir yapımdır. Pek de büyük değilken bile mavi gözleri ve karizmatik duruşuyla oyuncuyu çok beğendirdim. Bu dizi Moonlight'dan sonra  yayınlandı diye anımsıyorum. Ona rakip kabul edilmişti yayınlandığı dönem.

Özel dedektiflik yapan Laura Holt, işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle ajansının ismini Remington Steele adıyla değiştirir. Gerçekte var olmayan bu patronla görüşmek isteyen müşteriler patronu göremeyince işler daha da kötüye gider. Bir gün, bir hırsız ajansa gelip gizli evrakları çalar ve Remingston Steel’in varolmayan biri olduğunu anlar. Bu noktadan sonra Remingston Steel (Pierce Brosnan) gerçek biri haline gelir. Laura birlikte çalışacağı kişiyi bulmuştur. (Bu kısım alıntıdır)

Remington Steel Music Video